Disleksi olan çocukların okuma biçimleri hakkında toplumda pek çok yanlış inanış bulunmaktadır. Bu yanlış bilgiler, hem ailelerin hem de öğretmenlerin çocuğun yaşadığı güçlüğü doğru yorumlamasını zorlaştırabilir. Oysa disleksi, çocuğun isteği ya da çabasıyla ilgili olmayan, okuma sürecini etkileyen nörogelişimsel bir farklılıktır.
Yanlış Bilinen 1: “Disleksi Olan Çocuklar Hiç Okuyamaz”
Disleksi yaşayan çocuklar okuyabilir; ancak okuma süreçleri genellikle daha yavaş, daha fazla çaba gerektiren ve daha az otomatik bir yapıdadır. Harf–ses eşleştirmesi yeterince otomatikleşmediği için okuma sırasında sık duraksamalar görülebilir.
Yanlış Bilinen 2: “Sadece Harfleri Tersten Okurlar”
Disleksi yalnızca harfleri ters okuma ile sınırlı değildir. Harf karıştırma, hece atlama, kelime ekleme ya da kelimenin bir bölümünü atlayarak okuma gibi farklı belirtiler görülebilir. Bu durum, görme problemiyle değil bilişsel işlemleme süreçleriyle ilişkilidir.
Yanlış Bilinen 3: “Biraz Daha Çalışırsa Düzelir”
Disleksi, daha fazla tekrar yapmakla kendiliğinden ortadan kalkmaz. Yanlış yöntemlerle yapılan yoğun tekrarlar, çocuğun okuma motivasyonunu düşürebilir. Önemli olan, çocuğun ihtiyaçlarına uygun yapılandırılmış destek sağlamaktır.
Disleksi Olan Çocuklar Okurken Neler Yaşar?
Bu süreç, çocuğun zekâ düzeyiyle ilgili değildir. Disleksi olan birçok çocuk, farklı alanlarda güçlü bilişsel beceriler sergileyebilir.
Destek Sürecinde Ailelere Düşen Rol
Aileler için en önemli adım, çocuğun yaşadığı zorluğu “isteksizlik” ya da “tembellik” olarak yorumlamamaktır. Erken farkındalık ve doğru yönlendirme, okuma sürecini olumlu yönde etkiler.
Destek sürecinde;
Bu programlar, okuma sürecinin daha yapılandırılmış ve yönetilebilir hâle gelmesine yardımcı olur.
Sonuç
Disleksi olan çocuklar okuyabilir; ancak okuma yolları akranlarından farklıdır. Yanlış inanışlar yerine doğru bilgiyle hareket etmek, çocuğun akademik ve duygusal gelişimi açısından büyük önem taşır.