Blog Details

DEHB Bir Engel mi, Farklı Bir Potansiyel mi?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) denildiğinde, birçok ebeveynin zihninde benzer çağrışımlar oluşur:
“Zorlanacak”, “okul hayatı çok sıkıntılı geçecek”, “hep geride kalacak”…
Oysa eğitim alanında çalışan bizler için asıl soru şudur:
DEHB gerçekten bir engel mi, yoksa doğru anlaşıldığında farklı bir potansiyel mi?

Ayşe İmamoğlu Kişisel Gelişim Merkezi olarak, DEHB’yi yalnızca eksikler üzerinden tanımlamanın çocuğun gelişimini sınırladığına inanıyoruz. Çünkü her çocuk gibi DEHB’li çocuklar da sadece zorlandıkları alanlardan değil, güçlü yönlerinden oluşur.

Bu nedenle DEHB’ye yalnızca “dikkatini toplayamayan çocuk” tanımıyla bakmak, çocuğun sahip olduğu potansiyelin büyük bir kısmını gözden kaçırmamıza neden olur. Oysa birçok DEHB’li çocuk, ilgi duyduğu alanlarda yüksek odaklanma becerisi gösterebilir; yaratıcı düşünme, hızlı problem çözme ve farklı bakış açıları geliştirme konusunda dikkat çekici özellikler sergileyebilir.

Eğitim sürecinde yaşanan asıl zorluk, çoğu zaman çocuğun kapasitesinden değil; ona sunulan yöntemlerin, öğrenme biçimine uygun olmamasından kaynaklanır. Standart beklentiler ve tek tip yaklaşımlar, DEHB’li çocukların güçlü yönlerini ortaya koymak yerine zorlandıkları alanları daha görünür hâle getirebilir. Bu durum da zamanla çocuğun kendine olan güvenini zedeleyebilir.

Bir çocuğa sürekli “dikkatini ver”, “yerinde dur”, “daha iyi yapabilirsin” denildiğinde; çocuk çoğu zaman neyi nasıl yapması gerektiğini değil, neyi yapamadığını öğrenir. Oysa doğru değerlendirme ve bireysel yaklaşım ile DEHB’li çocuklar, kendi öğrenme stillerini tanıyabilir ve potansiyellerini daha sağlıklı bir şekilde kullanabilirler.

Tam da bu noktada önemli olan; DEHB’yi bir engel olarak görmek yerine, çocuğun nasıl desteklenmesi gerektiğini gösteren bir yol haritası olarak ele almaktır.

 

,DEHB Neden “Sadece Bir Sorun” Olarak Görülüyor?

DEHB çoğu zaman;

  • Yerinde duramama
  • Dikkatini sürdürmede zorlanma
  • Aceleci davranma
  • Akademik uyum güçlüğü

gibi dışarıdan kolayca fark edilen davranışlarla tanımlanır. Bu durum, çocuğun sürekli uyarılmasına, yanlış anlaşılmasına ve zamanla “problemli çocuk” etiketiyle anılmasına yol açabilir.

Oysa bu tabloya biraz daha yakından baktığımızda, DEHB’nin yalnızca zorlanılan alanlardan ibaret olmadığını görürüz.

Bir Örnek Olay: “Sınıfta Zorlanan, Hayatta Parlayan Çocuk”

Bir eğitim platformunda paylaşılan ve birçok uzmanın örnek olarak kullandığı bir vakadan bahsedelim.

İlkokul yıllarında ders sırasında sürekli hareket eden, defterini unutan ve yönergeleri kaçıran bir çocuk… Öğretmenleri onun “dikkatsiz” ve “uyumsuz” olduğunu düşünüyordu. Ancak aynı çocuk, lego ve tasarım oyunlarında saatlerce odaklanabiliyor, karmaşık yapılar kurabiliyor ve sıra dışı çözümler üretebiliyordu.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda bu çocuğun DEHB özellikleri taşıdığı, ancak aynı zamanda yüksek yaratıcılığa, hızlı düşünme becerisine ve güçlü problem çözme kapasitesine sahip olduğu fark edildi. Doğru yönlendirme ve destekle birlikte akademik uyumu artarken, güçlü olduğu alanlar daha görünür hâle geldi.

Bu örnek bize şunu gösteriyor:
Sorun, çocuğun potansiyelinde değil; potansiyelin yanlış yerde, yanlış yöntemlerle değerlendirilmesindeydi.

DEHB’li Çocukların Güçlü Yönleri Olabilir mi?

Evet, hatta çoğu zaman vardır.
DEHB’li bireylerde sıkça gözlemlenen bazı güçlü özellikler şunlardır:

  • Yaratıcı ve özgün düşünme
  • Hızlı problem çözme
  • Yüksek enerji ve girişkenlik
  • Merak duygusunun güçlü olması
  • İlgi duyulan alanda derin odaklanma

Ancak bu potansiyelin ortaya çıkabilmesi için çocuğun doğru anlaşılması ve doğru desteklenmesi gerekir.

Engel mi, Potansiyel mi? Asıl Belirleyici Ne?

DEHB’nin çocuk için bir engel hâline gelmesi çoğu zaman;

  • Sürekli eleştirilmesi
  • Başarısızlık üzerinden tanımlanması
  • Güçlü yönlerinin fark edilmemesi
  • İhtiyacına uygun destek alamaması

sonucunda ortaya çıkar.

Oysa erken dönemde yapılan doğru değerlendirme ve bireysel yaklaşımla DEHB; çocuğun kendini tanımasına, öğrenme biçimini keşfetmesine ve güçlü yönlerini kullanmasına olanak tanıyabilir.

Ayşe İmamoğlu Kişisel Gelişim Merkezi Olarak Yaklaşımımız

Bizim için DEHB bir etiket değil, çocuğu tanımaya açılan bir kapıdır.
Her çocuğu;

  • Zorlandığı alanlar
  • Güçlü olduğu yönler
  • Öğrenme biçimi
  • Duygusal ihtiyaçları

ile birlikte bir bütün olarak ele alırız.

Amacımız; çocuğu “normale uydurmak” değil, kendi potansiyelini en sağlıklı şekilde kullanabileceği yolu birlikte keşfetmektir.

Sonuç Olarak

DEHB bir engel olmak zorunda değildir.
Yanlış anlaşıldığında zorlayıcı, doğru desteklendiğinde ise farklı ve değerli bir potansiyel olabilir.

Çocukların ihtiyacı; etiketlenmek değil, anlaşılmaktır.

Leave A Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Bize Yazın!